17 OCAK 2008 PerÅŸembe
Şimdi gelelim söylenmeyenlere .
Sayın Profesör Dr. Arif Verimli , hepimizi bildiği takdir ettiği bir psikiatr dır.
Sayısız başarıları ve bilim dünyasında önemli bir yeri vardır .
Ancak halkın dünyasında; insanın dünyasında bilemediği yerler vardır .
Bu konuda kendisini suçlama niyetinde değilim . Zira hemen her bilim adamının düşünceleri gibi kendisi de bilimsel düzlemde yaşanılan tüm fenomenleri bir hezeyan olarak kabul etmektedir .
Çünkü bu kişilere öğretilen, verilen akademik bilgiler lineer bir düzlemdedir . Yani sebep sonuç ilişkisine dayalı bir bakış açısına bağlıdır . Öyle de olmak zorundadır .
ANCAK ;
Hz. Mevlana’nın dediÄŸi gibi Allah’a ; Mutlağın Varlığına UlaÅŸmanın iki yolu vardır .
BU yollardan biri BİLGİ yoludur , diğeri ise SEVGİ yoludur .
Değerli okurlarım 3. yol daha bulunamamıştır .
Bunun içindir ki, bilgi yolunda ilerleyen insanlara tavsiyem ,Allah’ın varlığını kabul ederken Ruhu yada Ruhsal varlıkları inkar etme yoluna gitmemeleridir .
Bu inkar insanı şirke sürükler .
BU bakımdan Allah’ın yaÅŸam verici ,var edici ve hesaplanamayan bilinemeyen meselelerine düz bir bakış açısıyla yaklaÅŸamazsınız ,
Şimdi ben bunları bu köşemde hem açıklayacağım hem de bir yandan elbiseler dikeceğim .
Bu elbiseleri de sahiplerine giydireceÄŸim .
Bu elbiseleri giyenler de bir daha çıkaramayacak . İnanıyorum ki çok beğenecek . Sizlerde beğeneceksiniz .
Yaşanan binlerce ruhsal sıkıntıyı görmezden gelen, bunları hezeyan olarak kabul eden ve kimyasal ilaçlar vererek onları uyutma zihniyetinde olanlar sanırım çok iyi tarih öğrencileridir.
Örneğin ; Japonların Çin İmparatorluğunu , Mançurya yı işgal etmelerin de ki yöntemi, şuursuzca ya da bilerek kullanmaktadırlar .
“Halk uyumalı uyuÅŸturulmalı ve rahatlıkla iÅŸgal edilmelidir … “
Uyuşturucuya karşı verilen yıllar süren mücadele toplumumuzun yüzünü güldürmekteyken ,
bazıları resmi reçete altındaki kimyasallarla , çoğunluğu uyuşturma ve uyutma peşindedir .
Gerekçeleri de şudur : 125 Çeşit hezeyan ya da benzeri hastalık vardır . Bu da toplumumuzun % 2 sinde vardır,bu da 1,5 milyon kişi etmektedir. Tedavisi
Olmayan bu gerçek dışı hastalıkların çaresi uyuşturan, uyutan ilaçlardır,
ilaçla tedavi edilmektedir . Yani bu bu kişiler uyumalıdır .
Alkışlasak mı diye düşünmeden edemiyor insan .
Ancak unutmayınız ,
Uyuyan Siz misiniz; onlar mı ? Siz mi olacaksınız ,Onlar mı ?
YARIN :
UYUMANIN VE UYUTMANIN GERÇEK YÜZÜ
18 0cak 2008
Değerli okurlarım kimseyi kırmak niyetinde olmadan yazmama rağmen bazı çevrelerin yazılarımdan çok rahatsız olduğunu belirtmek zorundayım .
Bu çevrelerden tehditler almaktayım. Hissettiğim kadarıyla bu çevrelerin bir kısmı büyücü takımındandır.
Bir kısmını ise henüz çözemedim.
Ülkemizin ne bir kurumuna nede değerli akademik insanlarına karşı bir duruşum yoktur.
Ancak tekrar edeyim bunlar benim bir köşe yazarı olarak toplumsal bazı meselelere bakış açımın ifadeleridir. .
Bugün bilim dünyasının insana verdiÄŸi hizmet; tartışılmaz Allah’ın bize sunduÄŸu bir lütuftur.Bu nimeti bize ulaÅŸtıranlarda çok deÄŸerli insanlardır .
Buradan belirtmeliyim ki sözüm ne Sayın Arif Verimli ye, ne Sayın Muhammed Nur Doğan a, ne de Sayın Serkan Tekin edir. Sözüm bilinenlerin söylenmeyişinedir. .Herkes görüşlerini açıklamakta özgürdür.Açıklayacaktır da.
Benim de köşemdeki yorumlarım ve gözlemlerim benim toplumsal bakış açımı yansıtmaktadır.
Sayın Muhammed Nur doÄŸan 7 kitap sahibi deÄŸerli bir ilahiyatçımızdır .Kendisi İstanbul edebiyat…….. mezunu olup eserlerinden biri de deÄŸerli Tefsircimiz Elmamlılı Hamdi Yazır’ın Kuran Mealinin; özüne sadık kalarak yenilenmiÅŸ tefsiridir .
Bunca başarılı çalışmalara imza atmış olan değerli ilahiyatçımız,
“Sihir- Büyü” Yoktur demektedir.
Ancak medyadan takip edebildiğimiz sayıları 10 u geçmeyen
diÄŸer deÄŸerli ilahıyatçılarımız dan bazıları da “büyü-sihir vardır” demektedir .
Åžimdi kime inanmak gerekir ?
Varsa çaresi nedir ne yapmak gerekir. ?
Yoksa neden İslam alimleri bu konuda aynı fikirde değillerdir?
İsterseniz şöyle bir bakalım .
Kimler neler yazmıştır, neler söylemiştir
Bunları çok kısa kısa olarak anlatacağım .
Değerli Hocamız Nihat Hatipoğlu yaptığı Tv programlarının
neredeyse devamlı takipçisiyim …
Ve kendisine has üslubuyla konuları hepimizin anlayacağı gibi anlatır ,bilgilendirir son noktayı koyar ve uyarır.
Yaptığı programlarının birinde izleyici sorularını yanıtlarken ,cinlerden bahseder ,insanlar üzerindeki etkilerinden bahseder. Büyü sihir konusunda ise “sakın meÅŸgul olmayı,uzak durulması gereken konulardır, Allah’a sığının” der ve son noktayı koyar.
Değerli ilahiyatçılarımızdan Profesör Dr.Süleyman Ateş ise Demektedir.
Profesör Dr Yaşar Nuri Öztürk te kitabı İslam da Büyük Günahlarda yorumlamıştır.
Diğer taraftan Sayın Serkan Tekin tam bir araştırmacı yazardır, bazı zamanlarda fikirlerinden istifade ettiğim bir kişidir.
Kendisini bir ÅŸifreci “Kuran Åžifrecisi” olarak tanısak ta çok iyi bir hafız da olduÄŸunu belirtmeliyim .
Sözüne güvenilir bir ilahiyat araştırmacısıdır.
Kendisinin de eserleri arasında Kuran şığında Ruh Cin ve Büyü kitabı vardır. ……
Ve Åžifalı Dualar kitapları mevcuttur bu kitaplarda da “artık hiçbir cinciye hocaya girmeden kendiniz çözün” demekteyken., geçmiÅŸte çıktığımız programlarda evet 7 çeÅŸit büyü vardır demesine raÄŸmen her nedense
“bu meseleler safsatadır” demesini de çok etik bulmadım .
Her nednse ve kanaatimce “ beyhudelik” etmiÅŸtir.
“Sen nasıl bir eÄŸitim aldın ki sihir-büyü yoktur demektesin” sözüm kendisinedir.
Ben diyorum ki;” evet bu meseleler vardır , ama uzak durmak gereklidir, hem saÄŸlığınız için hem de günaha düşmemek için gereklidir. Bu iÅŸler büyük günahtır ,7 büyük günahtandır” demek kimseye zeval vermez sanırım .
Diğer taraftan da yaşanan bu iğrenç olaylar karşısında halkı bilinçlendirmek için sert uyarıların yapılaması gerektiğinin de bilincindeyim .
Ancak akıl ve şuur sahibi bir insanın aslında;
Allah’ın Zatında ve katında ZAMAN KAVRAMI olmadığını……
YaÅŸanan tüm yüzyılların Allah’ın katında bir an olduÄŸunu……
Ve yaşanan her şeyin aslında yaşanıp bittiğini bu bakımdan geçmiş ve geleekteki her şeyin
Allah katında her ÅŸeyin bilindiÄŸini ……
Anlamasıyla tüm sorular açıklık kazanacaktır .
Bunları söyleyebilmek ,açıklamak hepimizin görevidir.
Bu arada ben Tufan Tufan olarak uzun süredir bu konularla ilgili müşteri kabul etmiyorum , çalışmalarımı araştırma yönünde ilerletmekteyim .
“Yazar” olarak hazırladığım 3 kitabımı yayınlattıktan sonra isteyenlere de misafir olacağım .
Sevgi ve saygılarımla…