Ruh ve Ruh Gücü
Ruh konusuna şöyle bir soruyla giriş yapalım :
Soru: İlâhi dinlerin itikadına göre Allah alemin ne içinde ne de dışındadır. Aleme ne yapışıktır, ne de alemden ayrıdır. Bu bir tezat deÄŸil midir? Bunun bir açıklaması var mıdır?
Cevap:Bu ifadeler bir insan için kullanılırsa bir tezat olur fakat Tanrı hakkında kullanıldığı için bir tezat deÄŸildir. Çünkü mantık ilmine göre bu ifadelerin tezat olması için cihetlerinin sebeplerinin aynı olması gerekir. Halbuki her bir ifadenin gerekçesi ayrıdır. Onun için bu bir tezat zıtların hepsi deÄŸildir. Çünkü Allah alemin içinde deÄŸildir. Yani zatıyla alemin içinde yer kaplayan bir madde deÄŸildir. Çünkü Allah mekânsızdır. Ne de dışında yani alemden ayrı alemle alâkası olmayan biri de deÄŸildir. İcraatıyla alemin her yerindedir. Aleme ne yapışıktır, yani alemin dışında aleme yapışık olan bir parça deÄŸildir. Alemden ne de ayrıdır. Yani alemin karşısında alemden kopan alemle alakası olmayan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Çünkü icraatıyla alemin içindedir. Her yerdedir. Hiçbir yerde deÄŸildir. Yani icraatıyla her yerdedir. Fakat zatıyla hiçbir yer mekan kaplamamıştır. Böyle bir örnek kılıfsız dediÄŸimiz RUHTA vardır.
Kılıfsız ruh cesedin kanunudur, çünkü cesedin bir kanunu vardır. Mesela cesedin içindeki azalardan göz bir yılanı görür görmez anında el hareket geçer taÅŸa uzanır. Taşı atar. Yılan üzerine gelirse anında ayak devreye girer kaçar. Görüldüğü gibi el, ayak, göz, v.s. cesedin içindeki azalar arasında bir dayanışma bir kanun vardır. O kanun bir ruhtur her yere hakimdir ele, ayaÄŸa, göze, kulaÄŸa. O ruh her yerde olur ama hiçbir yerde deÄŸildir ve o ruh o cesedin kanunudur. İşte o cesedin kanunu olan o cesedin içinde deÄŸildir. Dışında da deÄŸildir. Ondan ayrı da deÄŸildir, ona yapışık da deÄŸildir, hiçbir yerde mekân kaplamıyor ve icraatıyla her yerde hazırdır. İşte Allah da bu alemin Ruhudur. Kanunudur. Her yerde icraatlarıyla hazır olur. Fakat hiçbir yerde mekan kaplamaz. Bu tecelliyi zatiye konusudur ve bunun tek örneÄŸi RUHTUR. Çünkü Allah’ın sıfatlarının tecellisi insan da eksik bir ÅŸekilde vardır.
Evet ruh cesedin kanunudur bütün cesede hakimdir . ve yeri geldiğinde her yerde icraat yapar.
Kuran’ı Kerim’de Ruhla ilgili şöyle bir ayet vardır:
(İSR suresi 85. ayet) Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
Evet işte bütün tefsirlerin yorumlarında da gördüğünüz gibi ruhla ilgili geniş bir bilginin insanlara verilmediği anlaşılıyor.
Fakat ruhla çok olağan üstü işlerin
ola bileceÄŸi de Kuran’dan anlaşılıyor.
RUH GÜCÜYEL İLGİLİ BAŞARILAN BU OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA GEÇMEDEN ÖNCE RUHLA İLGİLİ DİĞER SURE/AYETLERİMİZE BAKALIM
Ruhsal Güçler
Kuran’ı Kerim’de Ruhla ilgili şöyle bir ayet vardır:
(İSR suresi 85. ayet) Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
Evet işte bütün tefsirlerin yorumlarında da gördüğünüz gibi ruhla ilgili geniş bir bilginin insanlara verilmediği anlaşılıyor.
Ancak ruhla çok olağan üstü işlerin
ola bileceÄŸi de Kuran’dan anlaşılıyor.
RUH GÜCÜYLE İLGİLİ BAŞARILAN BU OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA GEÇMEDEN ÖNCE RUHLA İLGİLİ DİĞER SURE/AYETLERİMİZE BAKALIM
ZÜMER SÛRESİ(42) Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diÄŸerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
MÜCÂDELE SÛRESİ(22) Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluÄŸun, babaları, oÄŸulları, kardeÅŸleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediÄŸini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiÅŸtir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuÅŸ, onlar da Allah'tan razı olmuÅŸlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluÅŸa erenlerin ta kendileridir.
BAKARA SÛRESİ
(87) Andolsun, Mûsâ'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. MeryemoÄŸlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoÅŸunuza gitmeyen bir ÅŸey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
BAKARA SÛRESİ
(253)
İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryemoğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.
NİS SÛRESİ
(171) Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(Allah) üçtür" demeyin.Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah ancak bir tek ilahtır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Vekil olarak Allah yeter.
MÂİDE SÛRESİ
(110) O gün Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.
RA'D SÛRESİ
(40) Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.
HİCR SÛRESİ
(29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.
NAHL SÛRESİ
(102) Ey Muhammed! De ki: "Kur'an'ı, ruhu'l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi."
MERYEM SÛRESİ
(14) (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
ENBİY SÛRESİ
(91) Irzını korumuÅŸ olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiÅŸtik. Kendisini de, oÄŸlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
ÅžU'AR SÛRESİ
(195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
SECDE SÛRESİ
(9) Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
SÂD SÛRESİ
(72) "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."
ZÜMER SÛRESİ
(42) Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
ÅžÛR SÛRESİ
(53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
HADÎD SÛRESİ
(27) Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
MÜCÂDELE SÛRESİ
(22) Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
TAHRÎM SÛRESİ
(12) Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem'i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
ME'ÂRİC SÛRESİ
(4) Melekler ve ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
NEBE' SÛRESİ
(38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiÅŸtir. Onlar, ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceÄŸi ve doÄŸru söyleyecek olan kimseler konuÅŸabilecektir.
NÂZİ'ÂT SÛRESİ
(1) Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) ÅŸiddetle çekip çıkaranlara,
NÂZİ'ÂT SÛRESİ
(2) Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
TEKVÎR SÛRESİ
(7) ruhlar (bedenlerle) eÅŸleÅŸtirildiÄŸi zaman.
KADR SÛRESİ
(4) Melekler ve ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
Bu Yazımız önceki yazılarımızın devamıdır . Önceki yazımızn sonunda ,Ruhla ilgili olağan üstü işlerin nasıl yapıldığına geçmeden önce Ruhla ilgili Kuran da adı geçen Sure / ayetlere bakalım diye yazmıştık .
RUH GÜCÜYLE
çok olaÄŸan üstü iÅŸlerin ola bileceÄŸi de Kuran’dan anlaşılıyor. Mesela Süleyman Peygamberin As. Vezirinin Belkıs’ın tahtını bir göz açıp kapayıncaya kadar bir anda bulunduÄŸu yerden Süleyman As.’a getirmesi Ruhun gücünü gösterir . İşte Kuran’da bu konuyla ilgili ayetler ve o ayetlerin tefsirlerde ki yorumu:
(NEML suresi 37. ayet) (Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamıyacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!
(NEML suresi 38. ayet) (Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?
(NEML suresi 39. ayet) Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.
(NEML suresi 40. ayet) Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.
(NEML suresi 41. ayet) (Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.
(NEML suresi 42. ayet) Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
(NEML suresi 43. ayet) Onu, Allah'tan baÅŸka taptığı ÅŸeyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alıkoymuÅŸtu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.
RUHUN GÜCÜ
(NEML suresi 41. ayet) (Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.
(NEML suresi 42. ayet) Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
(NEML suresi 43. ayet) Onu, Allah'tan baÅŸka taptığı ÅŸeyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alıkoymuÅŸtu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.
İşte gördüğünüz gibi deÄŸiÅŸik tefsirlerde baktığımızda aynı yorum ve aynı biçimde ayet tefsir ediliyor.Süleyman as’ın vezirinin Belkıs’ın tahtını bir anda bulunduÄŸu ülkeden Süleyman As’ın ülkesine getirmesi ve tahtın ÅŸeklini deÄŸiÅŸtirmesi RUH gücüyle nelerin yapıla bileceÄŸini bize açıkça vurguluyor.
Ve RUH GÜCÜ Allah’ın bir memurudur her ÅŸey Allah’ın izniyle olur .
Kimse ruh gücünü inkar edemez. Çünkü ayet açıktır ve bütün tefsirler de aynı şekilde yorumlamışlar.
Ve ayette Ruhsal bir dokunuşla tahtın şeklinin değişmesi ruhsal dokunuşun madde üzerinde bile çok etkili olduğunu bize vurguluyor.
Çünkü Ruhsal dokunuşla insanların tedavi edildiği tesbitlidir.
Ve Kuran’da maddeye bile Ruhsal dokunuÅŸun etki edebileceÄŸi bize bildirilmesi ruhsal dokunuÅŸla her türlü tedavinin olacağı açık bir dille haber verilmektedir.
Bu bizlere kısa ve çok güzel bir derstir.