“LAYIK OLMAYANLAR”
Soruyorlar “Hocam bu Aşk meselelerine nasıl bakıyor yorumluyorsunuz” diye.
Gün içinde bana gelen bir çok telefonlarda, aşk acısı çekenlerin, ayrılanların, tek taraflı sevenlerin acılarını ve taleplerini dinlemekteyim. Birbirinden farklı ama temelde aynı olan, yaşanan gerçekler.
Neden bunca insanın aşk acısı, ayrılık acısı var?
Cevabı kolay… Anlayana…
Eğer sevdiğiniz insanın Ruh Gücü, Sevgi gücü, Ahlak Gücü, Koruma gücü, Varetme Gücü sizinkinden az ise Size denk değildir.
Bu denksizlik, zaman içinde belirginleşir ve onlara ulaşamayacakları bir dağın zirvesi gibi görünür. Sizin asaletle ulaştığınız ve kendisini asil bir sevgiyle çağırdığınız yere, ulaşamayacaklarını anladıktan bir süre sonra size düşman olurlar, saygısızlaşırlar.
Çünkü onlar size melek yüzlerini gösterir, yılan gibi içinize kalbinize girer ve orada rahat bir yaşam sürmeye başlarlar. Siz elde edilmişsinizdir artık. Amacına ulaşmıştır. İstediği an sizi sokabilecek, zehirleyebilecektir. Sizin çaresizliğinizi izlerken bir damla gözyaşı dökmeyecektir.
O artık istediği gibi sizin üzerinizde hüküm sürecek, her istediğini yapacak, size de boyun eğdirecektir.
Bir anlığına odanızda ya da yanınızda olan kişi, oradan çıktıktan sonra yeni bir maske takacak, başka bir insan olacak, sizi tanımayacaktır.
Onun tanıdıkları; yeni tanıştıkları ya da ona iltifat eden, masalardaki kişiler olacaktır.
Geçmişte, “BİZ” diye başlayan kelimeler, saygısızlaştıkça, Sen, Onlar ve Ben’e dönüşecektir.
Acınasıdır ki bu hal, olmamış, doymamış ve bir yere ait olmayan bir karakterin, maneviyattan uzak, yaşama, insanlara ve bedensel hazlara açlığının göstergesidir.
Kuralsız, disiplinsiz, ait olmayan, inançsız oldukları sonradan anlaşılacak veya itiraf edilecektir kendilerince bir süre sonra.
İyilik ve güzellik adına yaptıklarınızı, söylediklerinizi anlamayacak, bir kısmını anlasalar da anlamamazlıktan geleceklerdir. Çünkü planlarına aykırıdır.
Çünkü plan eldekini tutmak, diğerlerine de yelken açmaktır. Tutunacak yeni dallar ve olasılıklar çoğaldıkça çirkeflikleri artacak ve en uygun zemini bulduklarında yeni kurbanlarına sığınarak, sizden uzaklaşacaklardır.
Yalan söylemek birinci ilkeleri halindedir. Ve çok ilginçtir ki bunlar mahkum edilmişler gibi “Yalanlarını “ömürleri boyunca her yerde her şartta, en yakınlarına dahi acımasızca, kendi çıkarları için söylemek zorundadırlar.
Doğrulara davet etseniz de yanaşmazlar…
Yapılmaması gereken her şeyi, sizi üzeceğini bile bile, bilerek yapacaklardır...
Dengenizi bozmak, yapamayacağınız şeyleri yaptırmak, sonunda sizi en aşağılara çekmek adına her şeyi yapacaklardır...
İşte bunlar, sevdiğinizi, sevildiğinizi sandığınız kişiler.
Size LAYIK OLMAYANLARDIR !
Sevginize LAYIK OLMAYANLARDIR !
Peki ne yapmalısınız? Ne yapacağınız size bağlıdır .
Ama yerinizde olsam, Önce bir PUSULA hediye eder, sonra kendi haline bırakırım.
Layık olanlara yer açarım.
Ya da bunlarla baş edecek olan, dersini ve hakkını verecek olan bir kişiyi ararım.
Ben YANINIZDAYIM.
Tufan TUFAN